17 Mayıs 2016 Salı

Giriş

Giriş

Ataturk
Atatürk, Türk Milleti'nin yetiştirdiği en eşsiz siyasi deha, en güçlü devlet adamı ve hiç şüphesiz en büyük kumandandır. Gerek doğuştan sahip olduğu yetenekler, gerekse hayatı boyunca kazandığı özellikler açısından, çok üstün ve seçkin niteliklere sahiptir. Onun üstün askeri dehası, ileriyi görebilme, her zaman isabetli kararlar verebilme, cesaret, çelik gibi bir irade, azim, kararlılık ve güçlü bir sorumluluk anlayışı gibi özelliklerle kendini gösterir. Onun askeri ve siyasi dehası tüm dünya tarafından da tartışmasız kabul görmüştür. Atatürk, hayatının uzun yıllarını savaş meydanlarında geçirmiş, ancak hiçbir zaman yenilgi tanımamış ender komutanlardan biridir. İşte bu nedenle Türk Milleti, insanlık tarihinde nadir olarak ortaya çıkan eşsiz kahramanlardan birine sahip olma ayrıcalığına sahiptir.
Atatürk'ün bizlere miras olarak bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti, onun askeri ve siyasi dehasının bir neticesidir. Türk Milleti ise Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Ancak onun bu mirasının değerini kavrayabilmek ve Türkiye Cumhuriyeti'ni dünyanın en güçlü devletleri arasında hak ettiği yere ulaştırabilmek için her Türk ferdinin Atatürk'ü çok yakından tanıması gerekmektedir. Atatürk'ü takdir edebilmek, onun düşünce yapısını, mantık örgüsünü, Türk Milleti'ne olan bakış açısını ve Türk Milleti için hedeflerini tam olarak anlamakla mümkündür. Atatürk'ü tanıyabilmek için en doğru yol ise, yine onun sözlerine, uygulamalarına, onu yakından tanıyan kişilerin anlatımlarına ve yine dünya siyasetine yön veren kişilerin onun hakkındaki yorumlarına başvurmaktır.
Bu kitabın amacı, Atatürk'ün, yıkılmış bir imparatorluğun yıkıntılarının arasından güçlü bir devlet oluşturabilmesinde en önemli etkenlerden biri olan asker kimliğini incelemektir. "Asker Atatürk" hakkında Türk insanını bilinçlendirmek, onun Türk Milleti'nin kalbindeki vazgeçilemez yerini anlamamızda yardımcı olacak ve 21. yüzyılın hızla değişen dünyasında Atatürk'ün izinden ve onun ilkeleriyle yürümemizi kolaylaştıracaktır. Kitapta ayrıca Atatürk'ün ve onun ilkelerinin en yakın takipçisi ve koruyucusu olan Türk Ordusunun üstün seciye ve karakteri de bazı devlet adamlarının ve yabancı yazarların kalemlerinden gözler önüne serilecektir.

Türk Milleti'nde Askerlik Kutsaldır

Türk Milleti'nde Askerlik Kutsaldır

Ataturk
Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı, Türk Milleti'nin ve onun gözbebeği olan Türk Ordusunun kahramanlığını tüm dünyaya gösteren bir özgürlük destanıdır. Türk Milleti düşmanların güçlü ve modern silahlarına ve yüksek donanımlı ordularına karşı tüm varlığıyla karşı koymuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde elele veren Türk Milleti büyük bir zafer elde etmiş ve şan ve şerefle dolu olan tarihimize yepyeni bir sayfa eklenmiştir. Atatürk söz konusu başarıların Türk Milleti'nin eseri olduğunu Konya Orduevi'nde yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmiştir:
Arkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki, uluslar yüce hedeflerine ulaşmak istediklerinde bu coşkularının karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu geneli içinde büyük bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk Ulusu ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse önünde hep önder olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek hareketlerin kılavuzu olarak kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür. Bu nedenle Türk Ulusu, elinde kılıç tehlikelere karşı yürümeye hazır kahraman çocuklarına derin bir güven beslemiştir. Bu güveni hep besleyecektir. Bundan sonra da Türk Ulusu'nun kutsal ülküsünün gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir. Tüm Türk Ulusu, başarıya ulaştığı her yaşamsal şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusunu komuta eden öz evlatlarından oluşma subaylar topluluğunu, yüksek komuta heyetini görmektedir. Ulus ve kahraman evlatlarından oluşan ordu öylesine birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örnekleri çok azdır. Bu ulusal gerçekle her zaman övünebiliriz.1
Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda kahramanca mücadele edip, düşman ordularına beklenmedik bir karşılık veren Türk Milleti'nin her ferdinin taşıdığı önemi, bir başka konuşmasında şu sözlerle ifade etmiştir:
Geçirdiğimiz bunalımlı günlerin şerefli kahramanlarını hep birlikte kutsayalım:
Onlar arasında savaş alanlarında düşman silahıyla göğüsleri delinmiş bahtiyarlar olduğu gibi, ateşlerde yakılmış çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlar vardır.
Onlar arasında namuslarına saldırılmış... kızlar vardır.
Onların arasında, yurtlarını yitirmiş aileler, yavrularını gömmüş analar vardır. Ve gene onlar arasında, savaştaki namus görevini şerefle yerine getirerek, bugün memleketlerine dönmüş gaziler vardır. Onlardan, şehitlik şerbetini içmiş olanların ruhlarına fatihalar armağan edelim.
Bu hareketi yapan bir ordunun babaları ve analarından oluşan ulusumuz, bütün dünyaya karşı en saygın ve değerli yeri kazanmıştır. Ulusumuz çekinmeden övünebilir ve ben, böyle bir ulusun, önemsiz bir kişisi olmakla en büyük mutluluğu duyuyorum. Bu savaş alanlarında, benzersiz kahramanlıklar ve yiğitlikler göstermiş olan subaylarımızın, erlerimizin ve komutanlarımızın her biri ayrı ayrı birer övünç sayfaları, bir destan oluşturan hareketlerini, en ulu duygularla ve saygıyla anıyorum.2
şanlı Türk ordusu
Büyük savaşlardan galip çıkmış şanlı Türk ordusu...
Büyük Önder, Onuncu Yıl Nutku'nda ise Türk Milleti'ne olan güveninin nedenini şöyle açıklamıştır:
Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk Milleti'nin karakteri yüksektir...3
Bütün dünya Türkiye'nin mevcudiyeti muhteremesine gıpta edecek ve milletimize layık ve müstehak olduğu yüksek mevkii ayıracaktır. Böyle bir millete mensubiyetimden dolayı çok bahtiyar ve müftehirim.4

Türk Milleti'nin Şanlı Tarihi

Kurtuluş Savaşı Türk Milleti'nin tarihinde bir altın sayfadır. Ancak Türk'ün tarihi bunun gibi daha pek çok kahramanlıklarla doludur. Türk Milleti dünya tarihine damgasını vurmuş şanlı bir millettir. Asırlar boyunca üç kıtada eşsiz devletler kurmuş, ayak bastığı her yere barış, adalet ve medeniyet götürmüş, dünya milletlerine örnek olmuştur. Türk Milleti'nin devlet kurma ve yönetmedeki yeteneğini kavrayabilmek için Türk Milleti'nin medeniyet ve kültürünü, üstün ahlakını, vatan ve millet anlayışını, idari ve askeri yapılanmasını iyi tanımak gereklidir. Türk Orduları tarih boyunca tüm milletlere örnek olmuştur. Düşmanlarına korku, dostlarına ise güven vesilesi olan Türk askeri bugün de üstün vasıflarıyla tüm dünyaya örnektir.
Türklerin ön plana çıkmış meziyetlerinden biri doğuştan asker olmalarıdır. Türk askeri cesur, fedakar ve itaatkardır. Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin temeli düzenli bir askeri teşkilata dayanmıştır. Askerlik, Türklerde milli bir görev olmuştur. Türklerin mükemmel askeri kuruluşları ve değerli komutanları tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştır. Arap düşünür Cahiz, "Türk'e karşı hiçbir şey duramaz. Hiçbir kimse onu, yutulacak bir lokma olarak kabul edemez"5 diyerek Türk Ordularının üstünlüğüne işaret etmiştir. Kanuni devrinde 7 yıl boyunca (1555-1562) Avusturya sefiri olarak İstanbul'da bulunan Ogier Ghiselin de Busbecq, Türklerin askeri yönünden şöyle söz eder:
Ataturk_Türk Ordusu
Türkler, sefer esnasında sabırlı, tahammüllü ve iktisatlı hareket ederler. Türk sistemini kendi sistemimizle mukayese edince istikbalin başımıza getireceği şeyleri düşünerek titriyorum. Bu ordu galip gelecek ve payidar olacak, biz ise mahvolacağız. Çünkü Türkler hiç sarsılmamış kuvvete sahip oldukları gibi, kendilerine has zafer itiyatları, meşakkatlere tahammül kabiliyeti, intizam, disiplin, kanaatkarlık ve uyanıklık var.6
Tarih boyunca Türk Orduları diğer tüm milletlerin hem imrendikleri hem de çekindikleri bir güç olmuştur. Türk askeri, düşmanlarına korku, dostlarına ise büyük güven vermiştir. Bu güven İmam-ı Azam tarafından "Kılıç, Türklerin elinde bulunduğu sürece senin dinine zeval yoktur"7 şeklinde dile getirilmiştir. Bu sözle İmam-ı Azam, Türk askeri yeryüzünde bulunduğu sürece İslam Dinine kimsenin zarar veremeyeceğine işaret etmiştir.
Türk Milleti sahip olduğu güçlü ordular sayesinde tarih boyunca çok güçlü devletler kurmuştur. Yapılan araştırmalar Türklerin tarih boyunca 180'e yakın devlet kurduğunu göstermektedir. Araştırmalar devam ettikçe, bu sayının artacağı ve bu devletler hakkındaki bilgilerin daha kesinlik kazanacağı beklenmektedir. Tarih boyunca yaşamış Türk devletlerinin yaşadıkları dönemlere ve bölgelere bakıldığında, Japon Denizi'nden Adriyatik Denizi'ne kadar uzanan geniş toprakların "Türk Dünyası" olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılır.
Söz konusu devletlerin çoğu ayakta kaldıkları süre boyunca çok önemli devletler olmuşlardır. Bu devletlerden 16 tanesi ise dünya tarihinde etkili rol oynamıştır. Türk Milleti bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek olmuştur. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyeti altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları, her birinin dil ve din farklılıklarına saygı göstererek, barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca birarada yaşatma becerisini göstermesidir. Aynı topraklar üzerinde hakimiyet kuran farklı devletler ise bu başarıyı sağlayamamış, söz konusu topraklarda bu kadar uzun süreli hakimiyetler yaşanmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 devletin hakimiyet süreleri ve hakimiyet altında tuttukları yerler ise şöyledir:
1. Hun Devleti:
Büyük Hun Devleti Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletidir. MÖ 220'den MS 216'ya kadar hüküm sürmüştür. Bilinen ilk hükümdarı Teoman'dır. Mete Han döneminde devletin sınırları Japon Denizi'nden Hazar Denizi'ne kadar geniş bir bölgeyi kapsamıştır.
2. Batı Hun İmparatorluğu:
MÖ 53'de, Büyük Hun İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle, Batı Türkistan'da Cici Han tarafından kurulan Türk devletidir. Yaşadığı dönem boyunca en büyük bölgesel güç olmuştur.
3. Avrupa Hunları (Batı Hunları):
Avrupa Hunları MS 434'de Atilla'nın başa geçmesiyle büyük bir devlet haline geldiler. Hakim olduğu yıllarda, Avrupa kıtasında en büyük güç olmuştur.
4. Akhunlar:
5. yüzyılın ortalarında, Amuderya nehrinin çevresinde kurulmuş ve gelişme göstermiş bir Türk devletidir. Horasan, Afganistan ve İran topraklarına kadar yayılmıştır. Kısa bir dönem hüküm sürmesine rağmen, hakimiyeti boyunca Asya'da büyük bir güç olmuştur.
5. Göktürk Devleti:
Göktürk Devleti, Türk tarihinde Türk adı ile kurulan ilk devlettir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı olan Bumin Kağan, Orta Asya'daki bütün Türk boylarını egemenliği altında toplamıştır. Bumin Kağan ölünce yerine oğlu Murat Kağan hükümdar olmuştur. Bu dönemde İpek Yolu Türklerin denetimine girmiş ve Türkler Çin'e üstünlüklerini kabul ettirmişlerdir.
6. Uygur Hakanlığı:
Büyük Hunların torunları olan Uygurlar, çok sayıda devlet kurmuşlardır. Uygur Hakanlığı bunlardan birisidir. 744-840 yılları arasında hüküm sürmüştür. Selenga, Orhun ve Tola ırmakları havzalarından Baykal Gölü'nün güneyindeki bozkırlara kadar uzanan geniş sahada yaşamışlardır. 100 yıla yakın bir süre içinde, Asya kıtasında, bölgesel güç olmuşlardır.
Türk Devletlerinin bayrakları
Türk devletinin bayrakları soldan sağa:
Hun Devleti, Göktürk Devleti, Karahanlılar, Altınordu Hanlığı, Batı Hun İmparatorluğu, Avar Devleti, Gazneniler, Timurlar Devleti, Avrupa Hunları, Hazar Devleti, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Babûr Devleti, Akhunlar, Uygur Hakanlığı, Hârizmşahlar, Osmanlı İmparatorluğu.
7. Avar Devleti:
Macaristan'da büyük bir devlet kuran Avarlar, zaman zaman İstanbul'u kuşatmışlardır. O dönemde Avrupa kıtasında bölgesel güç oluşturmuşlardır. İstanbul'u kuşatan ilk Türk boyu Avarlar olmuştur.
8. Hazar Devleti:
Kafkaslar'da kurulmuş olan Hazarlar, Hazar Denizi'ne de adını vermiştir. 7. yüzyıldan itibaren iyice güçlenen ve bütün Doğu Avrupa'yı eline geçiren Hazarlar, 3 yüzyıl hüküm sürmüşler ve yıkılana kadar bölgede çok büyük bir güç oluşturmuşlardır.
9. Karahanlılar:
10. yüzyılın ortalarında Orta Asya'da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir. Aynı zamanda ilk Müslüman Türk devleti olarak bölgesel hakimiyet kurdular.
10. Gazneliler:
Karahanlılarla aynı dönemde yaşamışlardır. İlk Müslüman Türk devletlerindendir. Sınırları Afganistan ve Hindistan’ı içine alır. Karahanlılar ile birlikte Asya kıtasında, bölgesel bir güç olmuşlardır.
11. Büyük Selçuklu İmparatorluğu:
Ön Asya'da kurulan ilk ve en büyük Müslüman Türk devletlerinden biridir. 1040-1157 yılları arasında hüküm sürmüştür. Güneybatı Asya'nın tamamına yakın bir bölümüne hakim olan Büyük Selçuklu Devleti, bölgenin en büyük gücü olmuştur.
Cumhurbaşkanlığı forsu
Cumhurbaşkanlığı forsu 16 yıldızdan oluşur ve her bir yıldız şanlı Türk tarihinde kurulmuş olan devletleri temsil eder.
12. Hârizmşahlar Devleti:       
Büyük Selçuklu Devleti ile aynı dönemde, 1097-1231 yılları arasında Aral Gölü'nün güneyinde yaşamışlardır. Orta Asya'da bölgesel hakim güç olmuşlardır.
13. Timurlar Devleti:
1370-1507 yılları arasında, Ege kıyılarından Orta Asya'ya ve Hint Okyanusu'na kadar uzanan geniş topraklar üzerinde hüküm sürmüş büyük bir Türk devletidir. Hakim olduğu topraklardan en büyük bölgesel güç olduğu anlaşılır.
14. Bâbur Devleti:
1494-1858 yılları arasında Hindistan'da hüküm sürmüştür. Hakim olduğu tarihlerde, Asya'da büyük bir güç oluşturmuştur.
15. Altınordu Hanlığı:
1227-1502 yılları arasında, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında yaşamış bir Türk devletidir. Yaklaşık üç asır Asya'da hakim güç olmuştur.
16. Osmanlı İmparatorluğu:
1299'da Söğüt civarında kurulmuş ve 1923 yılına kadar devam etmiş ve üç kıtada hakimiyet kurmuş bir cihan devletidir. Toprak bakımından en geniş sınırlara ulaştığı dönemde Anadolu, Kafkasya, Kırım, Güney Ukrayna, bugünkü Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Suriye, Ürdün, Lübnan, İsrail, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Tunus, Libya ve Cezayir'i yönetmiştir.
(Türk devletleri konusunda detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Türk'ün Yüksek Seciyesi, Kültür Yayıncılık)
Osmanlı Ordusu_tablo
Osmanlılar üç kıtaya hakim olmuş, en geniş sınırlara ulaşmış bir imparatorluk kurmuşlardı. Orduları tarihteki en büyük galibiyetleri kazanmıştı.

Dipnotlar

1 Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 427, Konya Orduevinde konuşma,  22 Şubat 1931
2. Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları, İstanbul, 1998, s. 471
3. İlhan Akşit, Ben, Mustafa Kemal ATATÜRK, Akşit Kültür ve Turizm Ticaret  Ltd. Şti, İstanbul, 1996, s.188
4. 19.03.1923, http://abone.turk.net/selamisozer/sozleri_konusmalari/sozler1.htm
5. Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 419
6. http://www.mfa.gov.tr/turkce/grupk/ka/unxxii.htm
7. Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 423

Atatürk ve Türk Ordusu

Atatürk ve Türk Ordusu

Atatürk
Kitabın ilk bölümünde Türk Milleti'nin şanlı tarihi hakkında kısa bilgi verdik ve Türk'ün asker yönünün ne kadar güçlü olduğu üzerinde durduk. Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine düşkün olan Türk Milleti'nin, milli varlığı ve bağımsızlığı uğruna gösteremeyeceği kudret ve fedakarlık yoktur. Kurtuluş Savaşı Türk'ün bu üstün seciyesinin tüm açıklığıyla ortaya konduğu çok şerefli bir mücadele olmuştur. Atatürk de dünyanın en donanımlı ordularına karşı Milli Mücadele'yi başlatırken Türk Milleti'ne olan güvenini sık sık dile getirmiş ve Türk Ordusunu en büyük destekçisi olarak görmüştür. Atatürk'ün bu konuyla ilgili bazı sözleri şu şekildedir:
Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven), gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır.8
Millet, kemal-i azimle içtimai ve fikrî tekâmülle çalışırken, onu bundan alıkoyacak dahilî ve haricî maniaların karşısında kuvvetli, kudretli ve büyük görevini müdrik kahraman Ordumuzun hazır bulunduğunu düşünerek müsterih olabilir.9
Sizin gibi kumandanları, subayları ve erleri olan bir millet için yâd elleri altında köle olmak mümkün değildir.10
Vatan evlatlarının vatanın bölünmez bütünlüğü için biraraya geldiği, mazisi şanlı, geleceği parlak Türk Ordusunu Atatürk şu sözleriyle tanımlamaktadır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilalar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir (şunun bunun elinde tutku aracı olmayacak kadar temizdir). İnsanca ve müstakil (bağımsız) yaşamaktan başka gayesi (amacı) olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi (onun emrinde) ve sadık öz evlatlarından mürekkep (oluşan) muhterem ve kuvvetli bir heyettir (saygın ve güçlü bir kuruluştur).11
Atatürk Türk Ordusuna her zaman çok büyük bir güven duymuş, Kurtuluş Savaşı'ndan büyük bir zafer ile çıkılacağını her fırsatta dile getirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında bu düşüncelerini şu şekilde dile getirmiştir:
Kahraman Türk Ordusu
Kanının son damlasına kadar vatan topraklarını savunmaktan çekinmeyen kahraman askerlere sahip olan Türk Ordusu, tüm dünya uluslarına örnek olmuştur.
Ulusumuzun ve onun yönetimini üstlenmiş olan Büyük Millet Meclisi'nin, büyük savaşımda kesinlikle başarılı olacağına inanıyorum. Bu hususların sağlanması için etkin nedenler ve araçlar vardır. Burada yalnızca şunu belirtmek isterim; bu etmen ve nedenlerin başında en etkilisi, Ordumuzdur. Ordumuz, yaşam ve onur savaşında, ulusun ve ulusun amaçlarının tek dayanağıdır. Ordu kendisine düşen bu yüce görevinde, hakkıyla başarılı olabilmesi için, gereken niteliğin birincisi, demir gibi güvenliktir. Orduda güvenliğin tek oluşum aracı aydın, kahraman, özverili subaylardır. Bugün Ordumuzun subayları, saydığım niteliklere tamamen sahiptir. Fakat buna bir şey eklemek gerekir ki, bu içinde bulunduğumuz olağanüstü durumlar ve koşulların coşkularıyla, istekleriyle yetişecek olan genç subaylarımız, bize, gelecek için daha güçlü umutlar vereceklerdir.12
Atatürk'ün büyük bir güven ve saygı duyduğu, milli egemenliği tek amaç edinmiş Türk Ordusu, kanının son damlasına kadar vatan toprakları uğrunda mücadele etme azmi göstermiştir. Güvene ve övgüye layık olan kahraman Türk Ordusu, büyük bir zaferle düşmandan arındırıp, kanlarıyla suladığı Türk toprağını yüce Türk Milleti'ne armağan etmiştir. Başkomutan Atatürk kahraman Türk Ordusunun büyük zaferini şu sözleriyle Türk halkına müjdelemiştir:
Büyük Türk Milleti, Ordularımızın kabiliyet ve kudreti, düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza güven verecek bir mükemmelliyetteydi. Millet orduları on dört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok etti. Dört yüz kilometre aralıksız bir takip yaptı. Anadolu'daki işgal edilmiş bütün topraklarımızı geri aldı.13
Türk Ordusunun, düşman süngüsüne gözünü kırpmadan, vatan uğruna göğüs gererek kahramanca savaşmasından duyduğu büyük gururu ise Atatürk şöyle ifade etmiştir:
Tarihte, bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında son toprak parçasına kadar karış karış kahramanca ve namuskarane müdafaa etmiş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu, o cevherde böyle bir ordudur. Yeter ki, ona kumanda edenler, kumanda edebilmek evsafına haiz bulunsun.14
Kahraman Türk Ordularının kazandıkları büyük zaferlerden, şahsıma düşmüş olan vazifeleri yapabilmişsem çok bahtiyarım. Yalnız bu noktada bir gerçeği açıklamak için söylemeliyim ki: Benim ordularımı ve sevk ve tevcih ettiğim (gönderdiğim ve yöneltiğim) hedefler, esasen ordularımın her erinin, bütün subaylarının ve kumandanlarının görüşlerinin, vicdanlarının, azimlerinin, mefkurelerinin (ülkülerinin) yönelmiş olduğu hedefler idi.15
Başkomutanlığını yaptığı Kurtuluş Savaşı zaferinin tek sahibi olarak Türk Ordusunu gösteren Atatürk, Türk erinden duyduğu memnuniyet ve güveni şu sözleriyle dile getirmiştir:
Mustafa Kemal Arıburnu'nda
Mustafa Kemal Arıburnu'nda...
Türk neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez.16
Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile gösteremiyor; sarsılmak yok!  Okumak  bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.17
Atatürk, Türk askerinin, vatan sevgisini ve imanını anlatarak, eşsiz özelliklerin tarifini bu sözlerinde yapmıştır. Türk askerlerinin birlik olup oluşturduğu üstün gücü ise şöyle tarif etmiştir:
Benim için Ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk Ordusunun bir kıtası muadilini behemahal mağlup eder. İki mislini durdurur ve tespit eder (ve yerine çiviler).18
Vatanın her yerinde destanlar yazan, şanını tüm uluslara duyuran büyük Türk Ordusuna Atatürk şu sözlerle hitap etmiştir.
Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim.19
Atatürk her zaferin altındaki imzanın Türk Milleti'ne ve Türk Ordusuna ait olduğunu çok iyi biliyor ve her konuşmasında bunu mutlaka vurguluyordu. 1925 yılındaki bir konuşması onun üstün kişiliğinin, tevazusunun ve Türk Milleti'ne olan güçlü sevgisinin de bir ifadesi niteliğindedir:
Bu defa Büyük Millet Meclisi'nin, hakkımda yeni bir rütbe ve ünvanıyla tecelli eden iltifat ve teveccühü doğrudan doğruya size râcidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en ulu bir gazâ ile mümtaz olan yeni bir ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlık pahasına kazanılan büyük muvaffakiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu rütbe ve ünvanı, ancak izafe ederek büyük askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım. Cenab-ı Hak, giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan kati kurtuluşu nasip etsin.20
Atatürk'ün, memleketin büyük bir sıkıntı içinde olduğu dönemde bile büyük bir zafer kazanan Türk Ordusundan, Türk Milleti adına bir de beklentisi vardır. Bu beklenti, zor zamanlarda gösterilen çabanın Cumhuriyetin hakim olduğu dönemde de  sürdürülmesidir. Atatürk, ileri görüşlü bir lider olarak, geleceği düşünerek, Türk Hava Kuvvetleri ve Donanması ile ilgili şu görüşlerini dile getirmiştir:
Pilotlar, şunu unutmayınız ki, yarının en büyük tehlikeleri semalardan gelecektir. Bu sebeple sizler ani gelebilecek tehlikelere karşı koymak için daima hazır bulunmaya ve o şekilde yetişmeye gayret edeceksiniz.21
Tahsin Bey'in müttefiklerin Çanakkale Boğazı'na denizden saldırısını anlatan yağlıboya tablosu.
Tahsin Bey'in müttefiklerin Çanakkale Boğazı'na denizden saldırısını anlatan yağlıboya tablosu.
Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti'nin donanmasının da mühim ve büyük olması gerekir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır.22
Vatanın bölünmez bütünlüğünün korunmasına, halkın her türlü kargaşa ve anarşiden uzak, refah içinde yaşamasına yönelik gösterilecek bu çabayı, Atatürk, Cumhuriyetin 15. yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şöyle ifade etmektedir:
Kahraman Türk Ordusu
Kahraman Türk Ordusu Atatürk'ün izinde şerefle yürümektedir.
Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu!
Memleketi, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman çizmelerinden nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyetin bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün çağdaş silah ve araçlarıyla donanmış olarak görevini aynı başarılılıkla yapacağına hiç kuşkum yoktur.23
Bugün, Cumhuriyetin on beşinci yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk Milleti'nin huzurunda kahraman ordu, sana kalbi şükranlarımı beyan ve ifade ederken büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.
Türk vatanının ve Türk camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam inanç ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silahlar ile bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragati nefs ve istihkari hayat ile her türlü vazifeyi ifaya muhayya olduğuna eminim. Bu kanaat ile Kara, Deniz ve Hava Ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratini selamlar ve takdirlerimi bütün ulus muvacehesinde beyan ederim.24
Hiç şüphesiz şanlı Ordumuz, Atamızın bu isteğini, halkına verdiği güven ve gururla yerine getirerek, dünyada Türk Silahlı Kuvvetleri olarak şanlı tarihiyle yerini almaktadır. Büyük bir görev aşkıyla bu emaneti alan Türk Silahlı Kuvvetleri, Atatürk'ün çizdiği yolda emin adımlarla taviz vermeden şerefle yürümekte, Türk Milleti'nin bekasına ve bağımsızlığına karşı gelişen, gizli ve açık her türlü tehditle mücadele etmektedir.

Atatürk'ün Şanlı Türk Ordusu Hakkındaki Diğer Sözleri

Ordu, Türk Ordusu. İşte bütün milletin göğsünü itimat, gurur duygularıyla kabartan şanlı ad.25 (1937)
Büyük milli disiplin okulu olan ordunun; ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda bize aynı zamanda en lüzumlu elemanları da yetiştiren büyük bir okul haline getirilmesine, ayrıca itina ve himmet edileceğine şüphem yoktur.26 (1937)
Hiçbir millet ve memlekete karşı tecavüz fikri beslemeyiz. Fakat varlığımızı ve istiklâlimizi korumak için, emniyet içinde çalışarak müreffeh ve mesut olmasını temin için her vakit memleket ve milletimizi müdafaaya gücü yeten bir orduya sahip olmak da emelimizdir.27 (10 Aralık 1922)
Türk askeri
En yüksek askerlik budur: Muhtelif ihtimalleri çok iyi hesap etmeli, en iyi görüneni cüret ve katiyetle tatbik etmelidir.28   (1924)
Dış siyasetimizde; ülkenin dokunulmazlığını, güvenliğini, yurttaşların haklarını herhangi bir saldırıya karşı bizzat savunabilmek kudreti de özellikle göz önünde tuttuğumuz noktadır.29
Türk Ordusunun bir parçası eşdeğerini kesinlikle yener. İki katını durdurur ve kıpırdayamaz hale getirir. Şimdilik bundan fazlasını istemiyorum. Çünkü fazlasını ulusumuzun yaradılıştan sahip olduğu cengaverlik zaten sağlamaktadır. Ancak, bu değeri ne yapıp yapıp korumamız gerekir. Bunu tüm arkadaşlarımdan özellikle istiyorum. Bu değer saklı kaldıkça örgütümüzün, talim ve terbiyemizi, yönetim ve güdümümüzü bu hedef ve amaç yönünde yürüttükçe Türkiye her türlü saldırıdan uzak kalacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olamaz... Türkiye Cumhuriyeti sadece iki şeye güvenir. Biri ulusun kararı, öbürü de en acılı ve zor koşullarda dünyanın övgüsünü haklı olarak kazanan Ordumuzun kahramanlığıdır. Bu iki şeye güvenir... Arkadaşlar, komutamızdaki ordular kahramanlığına gerçekten güvenilir ordulardır. Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, özveriler göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmışlardır. Ulusun ve ülkenin minnet ve şükranlarını hak etmişlerdir...
Arkadaş, Türkiye en zayıf olduğu sanılan bir zamanda en güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Bu, ordusu sayesinde olmuştur. Ordumuz vatan için zafer kazanmıştır. Bu olay Türkiye'nin olağanüstü canlılığına, kutsal kararlılığına ve ölümsüz varlığına en açık seçik bir kanıttır.30
Bir ordunun değeri, subay ve komuta heyetinin değeriyle ölçülür.31
Komutan, yaratıcı gücü olan kimse demektir.32 
Atatürk
Ordumuz babalarına ve soyuna layık evlatlardan oluştuğunu göstermiştir.33
Türk Orduları, tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakarlıklar göstermiştir.34
... Ulusu yönlendiren ve yönetenlerin dayanağı ordu olmuştur. Öbür uluslarda ordu ile ulus daima birbiriyle karşı karşıyadır. Oysa bizde tamamiyle tersinedir. Bundan sonraki yükselme ve ilerleme de sizin bilinçli gücünüzle olacaktır...35
Büyük Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rastgelinmemiştir.36
Arkadaşlar, ordudan söz ederken bu ulusun gerçek sahibi olan Türk Ulusu'nun aydın evlatlarından söz ediyorum. Bu evlatlarımız arasında yarının kahramanlarını yetiştiren eğitmenlerimiz de vardır. Gerektiğinde hemen giysilerini değiştirerek gereken yerde başını veren ve ordu ile birlikte yürüyen öğretmen arkadaşlarımız da vardır. Ben büyük Ordumuzun subaylarından ve onlarla birlikte Türk'ün aydın evlatlarından söz ettiğimde, onlarla birlikte olan, fikriyle, vicdanıyla ve bilim anlayışıyla ulusal kahramanlığa katılmaya hazır Türk gençlerinden söz etmiş oluyorum...37
Türk Ulusu ordusunu çok sever, onu kendi ülküsünün bekçisi sayar.38
Heyeti içtimaiyemizi, hedefi hakikate, hedefi saadete ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalini yoğuran irfan ordusu: Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, alidir, feyizlidir, muhteremdir, fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi yekdiğerine müreccahtır. Şüphesiz böyle bir tercih yapılmaz, bu iki ordunun ikisi de hayatidir.39  (24.03.1923)
Atatürk
Türk neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk neferinin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki, onun başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır.40
... Ordumuzun hiçbir eri müstesna olmaksızın tümünün izlediğimiz kutsal davayı bilinçli olarak algıladığına inanabilirsiniz. Ordularımız Türkiye'nin düşmanlarını anlamıştır, dostlarını da anlamıştır. Ne için savaştığını biliyor ve hangi sonuca ulaşıncaya kadar savaşması gerektiğini de sükunet içinde, vicdanında duyarak biliyor... Kurmayı başardığımız ordular gerçi Viyana surlarına dayanan eski Osmanlı ordularından biri değildir. Ancak sahip olduğu yüce ve insancıl ülkü bakımından onlardan daha yukarı düzeyde erdemlilikte ve değerde bir çelik parçasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin Ordusu istilalar yapmak ya da saltanatlar yıkmak ya da kurmak için şunun bunun buyruğunda hırs aracı olmaktan uzaktır.
İnsanca ve bağımsız yaşamaktan başka bir amacı olmayan ulusun aynı ülküyle duygulu ve yalnız onun buyruğuna bağlı öz evlatlarından oluşan saygın ve güçlü bir topluluktur... Yakından temas ve incelemelerime dayanarak inançla arz edebilirim ki, Ordularımızın gücü ve iç durumu ve çok yüksek olan ahlak ve maneviyatı Yüce Meclisinizin her türlü sorunu sükun içinde gözden geçirerek ulusun gerçek amaçlarına ve gerçek çıkarlarına uygun biçimde sonuçlandırmasının sorumluluğunu üstlenmesine yeterlidir.41

Ülkemizin Varlığının En Büyük Teminatı: Türk Ordusu

Kahramanlığı, vatanseverliği ve askeri dehasıyla tüm dünyanın hayranlığını kazanmış olan şerefli Türk Ordusu...
Büyük Önder Atatürk’ün, "Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır" ifadesiyle de dikkat çektiği gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir. Şanlı Ordumuz, milli varlığımızı korumak için yüz binlerce şehit vermiş, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Ve bu mukaddes ordu, Türk Milleti'nin sahip olduğu üstün seciyeyi büyük bir gurur ve liyakatla en güzel şekilde üzerinde taşımaktadır. 
Şerefli Ordumuz yüksek karakterini tarihin her döneminde tüm dünyaya ispatlamıştır. Ordumuz bugüne kadar, hiçbir karşılık beklemeksizin memleketimizin ve milletimizin hayrını, güvenliğini ve bütünlüğünü gözetmiş; tüm kurumlarıyla Cumhuriyetimizin savunucusu olmuştur.
Türk Ordusu, ülkemiz üzerinde sinsi emeller besleyen ülkelerin ve örgütlerin  faaliyetlerini hep boşa çıkarmıştır. Bugün de yüksek karakteri ve üstün seciyesi ile tüm düşmanları üzerinde çok büyük bir caydırıcılık oluşturmaktadır. Ordumuz, topraklarımızı işgalcilerin elinden kahramanca kurtarmış, düşman ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir zaman Türk Ordusunu geçememiştir. Balkan Savaşları'nda, I. Dünya Savaşı'nda, Çanakkale'de, Süveyş'te, Kafkasya'da dünyanın en güçlü ordularıyla mücadele etmiştir. Kurtuluş Savaşı ise dünya milletlerine Türk'ün gücünü ve azmini göstermiştir. Ordumuz Anadolu'yu işgal eden Yunan ordusuyla savaşmış, Avrupa'nın yayılmacı güçlerini frenlemiş ve vatan topraklarımızı tek bir düşman bırakmamacasına savunmuştur. Şanlı Ordumuzun caydırıcılığı, Türkiye Cumhuriyeti’ni 2. Dünya Savaşı'ndan korumuş, tüm Avrupa'yı işgal eden faşist lider Hitler'i ülkemizden uzak tutmuştur. 1980'lerin başından bu yana, Ordumuz ülkemizin bütünlüğüne kasteden teröre karşı en zor ve çetin mücadeleleri vermiş ve bu mücadeleden de başarıyla çıkmıştır. Bugün terör örgütünün bir çözülme ve dağılma süreci yaşamasının en büyük nedeni, Ordumuzun ve kahraman askerlerimizin yaklaşık 15 yıldır azimle sürdürdükleri mücadeledir.
Türk Ordusu kahramandır, vatanseverdir ve askeri dehasıyla tüm dünyanın hayranlığını ve saygısını kazanmıştır. Bu ise, kuşkusuz vatanını ve devletini seven her Türk'ün göğsünü kabartmaktadır. Milletimizin Ordumuza olan inancı ve güveni tamdır.

Dipnotlar

8. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul,1981, s. 161
9. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
10. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
11. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul,1981, s. 169
12. Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları, İstanbul, 1998, s. 507
13. Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak, Atatürk Bir Çağ'ın Açılışı, İnkılap Yayınevi, İstanbul, 1984, s.384
14. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 168
15. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 171
16. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 171
17. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 169
18. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 165-166
19. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 171
20. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
21. http://www.canakkale.gen.tr/havaorta.html
22. http://www.ataturk-add-berlin.com/tr_mu_ke/ata_diyo.htm
23. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 172
24. http://www.dogus.k12.tr/ataturk/orduya.htm
25. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
26. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
27. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
28. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
29. http://www.ataturk-add-berlin.com/tr_mu_ke/ata_diyo.htm
30. Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 427, İzmir'de harp oyunlarından sonra komutanlarla görüşme. 22.2.1924
31. http://www.ataturk-add-berlin.com/tr_mu_ke/ata_diyo.htm
32. http://www.ataturk-add-berlin.com/tr_mu_ke/ata_diyo.htm
33. Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 425, İzmir'de halkla sohbet, 31.1.1923
34. http://gencturkler.8m.com/TURKEY/ATATURK/Atadiyor.html#guvenlik
35. Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları, İstanbul, 1998, s. 258. Kastamonu, Askeri Garnizon. 29 Ağustos 1925
36. Cihat İmer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten Seçme Sözler, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1981, s. 171
37. Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 427, Konya Orduevinde konuşma. 22.2.1931
38. Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 427-428, Konya Orduevinde konuşma. 22.2.1931
39. http://abone.turk.net/selamisozer/sozleri_konusmalari/sozler1.htm
40. http://www.meb.gov.tr/index.htm
41. Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul, 1995, s. 425. TBBM'ne bilgi vermek üzere cephe dönüşü konuşma, 18.4.1922

Atatürk’ün Bazı Anıları

Atatürk’ün Bazı Anıları

Atatürk'ün Çanakkale'de Gösterdiği Üstün Başarı

Atatürk
15 Şubat 1915, Çanakkale savaşlarının başlangıcıdır. Mustafa Kemal ilk günden beri elindeki kuvvetler ile savaşın başında ve içindedir. Var güçleriyle Çanakkale Boğazı'na saldıran düşman kuvvetleri 18 Mart 1915'de denizdeki savaşta yenilir. Fakat, İstanbul'a ulaşmak isteyen İtilaf Devletleri bu kez de karadan şanslarını denemeye kalkarlar.
Bu arada 25 Nisan 1915 sabahı ilginç bir olay olur. Osmanlı Hükümeti ve Genelkurmayı Gelibolu ve Ege Denizi tarafından gelecek bir kara savaşını düşünmemektedir. Bu konuda hazırlıklı da değildir. Ancak Mustafa Kemal, düşmanın, ölü bir konumu olan Arıburnu'ndan çıkartma yapacağını anladığı için, emri altındaki 57. Alayı Kocaçimen mevkine getirir. Mustafa Kemal Conkbayırı'na vardığı sırada 9. Tümene bağlı 27. Alayın askerlerinin Conkbayırı'na doğru kaçtıklarını görerek önlerini keser ve sorar:
- Nereye gidiyorsunuz?
- Düşman geldi.
- Nerede?
Kaçan askerler 261 Rakımlı tepeyi işaret ederler. Gerçekten de, düşman önünde hiçbir engel olmayan tepeye doğru yaklaşmaktadır. Mustafa Kemal'in yanında ise bir, iki subay ve kaçan erlerden başka kimse yoktur. Kendi alayı hala Kocaçimen'dedir. Hemen kumandayı ele alarak emir verir:
- Düşmandan kaçılmaz.
- Cephanemiz yok.
- Cephanenizden daha güçlü süngünüz var.
- Süngü tak, hücum!
Hemen arkasından "Allah Allah" sesleri bütün ovaya yayılır. Kahraman Türk askeri şimdi süngüsüyle, boğaz boğaza çarpışmaktadır. Bu mücadele neticesinde biraz zaman kazanılmış ve 57. Alay savaş alanına yetişmişir ve Mustafa Kemal'in emriyle tekrar hücuma geçmiştir. Bu savaşı Türk Ordusu kazanmıştır.
Seddülbahir'deki Türk siperlerinde bir savaş anı (Mayıs 1915)
Seddülbahir'deki Türk siperlerinde bir savaş anı (Mayıs 1915)
Ancak 57. Alay tümüyle şehit düşmüştür. 1 Haziran 1915'de Mustafa Kemal Albaylığa yükselmiştir.
Bu yenilgiye rağmen İtilaf Devletleri 6-7 Ağustos gecesi Anafartalar'a asker çıkarmış ve şiddetli çarpışmalar başlamıştır. Bu sırada kurulan Anafartalar Grup Komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal 10 Ağustos'taki çarpışmalarda düşmana büyük kayıplar vermiş, düşmanın Conkbayırı'na yerleşmesini engellemiştir.42
Bu savaşlar için, İngiliz Kuvvetleri Kumandanı Hamilton, yazdığı Gelibolu Savaşları adlı kitabında şöyle der:
Türkler birbiri ardınca "Allah, Allah" haykırışlarıyla hakikaten pek yiğitçe savaştılar. Bu savaşı yazı ile anlatmak mümkün değildir.43
İngilizler, bütün çırpınmalarına rağmen, kahraman Mehmetçiğin savunma hatlarını aşıp, Çanakkale Boğazı'nı geçemezler ve 20 Aralık 1915 günü Çanakkale'den çekilmeye başlarlar.
Bu savaşta Mustafa Kemal'in oynadığı rol ise, İngiliz yazar Alan Moorehead'in Gelibolu adlı kitabında şöyle anlatılır:
O genç ve dahi Türk şefinin, o esnada orada olması müttefikler bakımından en acı darbelerden biridir.44 
Çanakkale savaşı komutanları
Çanakkale Savaşı komutanları:
General Esat Paşa, Albay Mustafa Kemal, Albay Fahrettin, Yüzbaşı İzzettin, Yarbay Nazmi, Yarbay Rüştü ve Albay Kemal.
İngiltere Kralı 5. Edward:
"Mustafa Kemal Bir Milyon Askere Bedeldir."
"Yıl 1936, İngiltere Kralı VIII. Edward, Atatürk'ü ziyarete gelir. 4 Eylül 1936 günü Atatürk misafirinin şerefine bir yemek verir. Dolmabahçe Sarayı'nın salonunda yenen yemek sırasında İngiltere Kralı, Atatürk'e sorar:   
-Türkiye bir savaş anında ne kadar asker çıkarabilir Ekselans?
Mustafa Kemal'in cevabı şudur:
-Bu düşmana ve savaşa göre değişir. İcabında kadınlı erkekli bütün Türkler askerdir. Fakat talim görmüş bir milyon...
Kral biraz düşündü:   
-Demek bir savaş çıktığında derhal iki milyonluk bir kuvvete sahiptirler.
Atatürk düzeltir.
-Hayır ... Umumiyetle yetişmiş asker, nüfusun yüzde yedi- sekizi hesaplanır.
Kral hayranlıkla Mustafa Kemal'e bakar, gülümseyerek başını sallar.
-Ben doğru hesap yaptım, Ekselans. Bir milyon ordunuz, BİR MİLYON DA ŞAHSEN SİZ... Toplamı benim dediğimdir."45

Sakarya Meydan Muharebesi

Atatürk
5 Ağustos 1921 günü Başkumandanlık görevini üstlenen Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1921'de Fevzi (Çakmak) Paşa ile birlikte Polatlı'da Başkumandanlık karargahına gitti. 23 Ağustos 1921 günü, Yunan ordusu tekrar tüm cephelerde saldırıya geçti. Sakarya Meydan Savaşı, geceli gündüzlü tam 22 gün sürdü. Mustafa Kemal Paşa emrindeki kahraman Mehmetçik tarihin altın sayfaları arasına yeni bir destan ekledi. Destan Mustafa Kemal'in şu sözleri ile başlıyordu:
Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.
26 Ağustos 1921: Destanın son sayfası da 1922'de Dumlupınar Meydan Muharebesi'nin kazanılmasından sonra 1 Eylül 1922'de gene Başkumandan'ın şu sözleriyle kapanıyordu:
Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!
Sakarya Meydan Muharebesi'nin neticesini, 12 Eylül 1921 gününün kararan fecrinde, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, Basirettepe'den Ankara'ya şu telgrafla bildiriyordu: "-Anadolu'nun Yunan ordusu için mezar olacağı hakkındaki kanaatimizin gerçekleşmekte olduğunu arz ederim."46
Sakarya Zaferi'nden sonra Atatürk Türk Ordusuna şu şekilde seslenmiştir:
Arkadaşlar, milletimizi yabancıların ellerinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu muharebe de Sakarya Zaferi gibi adı daima anılacak yeni ve büyük bir zafer kazandınız. Benim gibi ömrünü senelerden beri saflarınız yanında geçirmiş olan bir silah arkadaşınız; ezilmiş, kahredilmiş düşmanın çekilişinden sonra hakkınızda duyduğumuz takdir ve hayreti, minnet ve şükranı ordunun her ferdi ve memleketin her tarafında duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye lüzum gördüm.
Atatürk
Sakarya boyunda biz bütün memleket, bütün varlığımız ve istiklâlimiz pahasına denecek kadar ehemmiyetli büyük bir muharebeye giriştik. 21 gün, 21 gece bir milletin istilâ ve yağma fikri birbiriyle boğuştu.
Mazlum milletimizi tarihin en tehlikeli bir zamanında yeniden ışığa ve necata kavuşturan bu muharebede sizin başkumandanınız olmaktan dolayı bir insan kalbi için mukadder olabilecek en derin saadet ve iftiharı duydum. Dünyanın hiçbir tarafında ve ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rasgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Hayatınla, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi pâk kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bilirim.47
Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra 19 Eylül 1921 tarihinde TBMM tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi ünvanı ve Mareşal rütbesi verildi. Mustafa Kemal'in kendisine "Gazi"lik ünvanı ve "Mareşal"lik rütbesi verilmesi dolayısıyla aynı gün TBMM'de yaptığı konuşma ne denli tevazu sahibi olduğunun çok güzel bir örneğidir:
... Kazanılan bu başarı, yüksek heyetinizin iradesiyle kuvvet bulan Ordumuzun iradesi sayesinde, düşman ordusunun iradesinin kırılması suretiyle belirtilmiştir. Bu sebeple ödüllendirişinizin gerçek muhatabı yine ordudur.48

Dumlupınar, Türk Milleti'nin Tarihinde Bir Dönüm Noktasıdır

Atatürk
26 Ağustos 1922 sabahı saat 04.30: Topçularımızın kulakları çınlatan atışları ile büyük taarruz başladı.
26 Ağustos sabahı başlayan saldırı, 29 Ağustos gününe kadar çok kanlı geçti. Nihayet Yunan ordusu aynı gün kaçmaya başladı. Ama Dumlupınar'da kıstırıldı.
30 Ağustos 1922 akşamı Yunan ordusunun ana bölümü yok edilmişti. Esirler arasında Yunan ordularının komutanı General Trikopis de vardı.
Dumlupınar Savaşı yeni bir devletin tarih sahnesine çıkışının belgesidir. Gazi Mustafa Kemal, 31 Ağustos 1922 akşamı muharebe meydanında gördüğü manzarayı şöyle anlatıyor:
Yeniden bu savaş meydanını dolaştığım zaman Ordumuzun kazandığı zaferin büyüklüğü, buna karşılık düşman ordusunun uğratıldığı felaketin korkunçluğu beni çok duygulandırdı. O karşıki sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, bütün korunmuş ve kapanmış yerler, bırakılmış toplarla, otomobillerle ve sayısız araç ve gereçlerle ve bütün bu bırakılanların aralarında yığınlar meydana getiren ölülerle, toplanıp karargahlarımızla gönderilmekte olan sürü sürü esir kafileler, geçekten bir mahşeri andırıyordu...
Gazi Mustafa Kemal, savaşın neticesini yüce Türk Ulusu'na şu sözleriyle ilan ediyordu:
BÜYÜK VE ASİL TÜRK MİLLETİ, Garp cephesinde 22 Ağustos 1922'de başlayan taarruz hareketimiz, Afyonkarahisar'ı, Altıntaş, Dumlupınar arasında büyük bir meydan muharebesi halinde, beş gün beş gece devam etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının, yiğitliği şiddet ve sürati, Allah'ın yardım etmesine sebep oldu. Acımasız ve gururlu düşman ordusunun esas öğeleri, akıllara dehşet verecek katiyetle yok edildi. Teşkilat ve donanım gibi gelecek ve zaferleri ve ismi, yalnız milletimizin aklından, ezeli ve edebi imanından meydana gelen Ordularımızı, fedakarlıklara layık olarak size takdim ediyorum.
En büyük kumandanından, en genç neferine kadar Ordularımıza hakim olan fikir, milletin gösterdiği vazife uğruna şehit olmaktır. Milletimizin yapısındaki kudret ve ülküyü, üç buçuk sene evvel, çalışma arkadaşlarımla ifade etmeye başlayarak, dayanılmaz müşkülat içinde devam eden mücadelelerimizin neticeleri artık meydandadır.
Atatürk
Milletimizin rey ve idaresine dayanan her işin neticesi, millet için hayır ve selamet olduğu sabit, geleceğe emindir. Ve söz verilen zaferi ordularımızın elde etmesi muhakkaktır.
Büyük zaferi önce Mudanya Konferansı (3 Ekim 1922) sonra da Lozan Konferansı (20 Ocak 1922) takip eder. 11 Ekim 1922 tarihinde "Mudanya Ateşkes Antlaşması" İsmet Paşa'nın başkanlığındaki Türk heyeti ile, İngiltere (General Harrington), Fransa (General Chappy) ve İtalya (General Mobelli) delegeleri arasında imzalanır. Anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra 16 Ekim 1922 tarihli New York Timesgazetesi şöyle yazıyordu:
Küçük ve sonsuza kadar uzanıyormuş gibi görünen toprak yolun nihayetindeki Mudanya kasabasına, barış antlaşmasını, Türk delegesi İsmet Paşa'ya dikte ettirmeye gelen müttefik kuvvetlerinin temsilcileri, İsmet Paşa tarafından kendilerine dikte ettirilen anlaşmayı imzaladıktan sonra, rıhtımda kendilerini bekleyen gemilerine, Türk Ordusunun çaldığı hareketli bir marş eşliğinde biniyorlardı.49

Mustafa Kemal Cesur Bir Askerdi

Atatürk
Mustafa Kemal cesur, atak, isabetli kararlar alan ve hiçbir zorluk karşısında yılmayan, son derece kararlı bir askerdi. Özellikle de savaş alanlarındaki davranış ve konuşmaları onun bu üstün özelliklerini kanıtlardı. Bu güçlü karakteri onunla birlikte savaşan ve onu yakından tanıyan insanlar üzerinde çok büyük bir etki meydana getiriyordu. Onunla tanışan yabancı siyasetçi ve gazeteciler kendisine hayran kalıyorlardı. Onun cesaretini tarif etmek için binlerce hatıra anlatmak ve binlerce örnek vermek mümkündür. Ancak aşağıda aktaracağımız birkaç örnek bu cesaretin boyutlarını anlamak için yeterlidir:
Mustafa Kemal her zaman ateş altında dolaşıyordu. Askerlerin maruz kaldığı her türlü tehlikeyi paylaştığı, etrafında yüzlerce insan öldüğü halde ona birşey olmuyordu. Bir seferinde yeni kazılan bir siperin önünde otururken, bir İngiliz bataryası üstlerine ateş açtı. Top menzilini bulmaya çalışırken, gülleler de gittikçe yaklaşıyordu. Vurulması, matematiksel bir kesinlik arz ediyordu. Yanındakiler sipere girmesi için yalvarmaya başlamışlardı. O;
-Hayır, diye itiraz ediyordu. Sipere gizlenecek olursam, askerlerime kötü bir misal olurum. Geride siperde bulunanlar korku ve hayretle kendisini seyrederken, o sigarasını yakmış, hiçbir şey yokmuşçasına gayet sakin konuşuyordu. Düşman topçusu menzili biraz daha yaklaştırdı. Patlayan şarapnel yağmuru altında üstü başı toz içinde kaldığı halde, Mustafa Kemal'e bir şey olmamıştı.50
Atatürk'ün Nişan, Madalya ve Takdirnameleri
Atatürk
Atatürk askeri yaşamı süresince pek çok şerefli görevde bulunmuş, her birinde de büyük başarılara imza atmıştır.
Beşinci Rütbeden Mecidi Nişanı (25 Aralık 1906)
Dördüncü Rütbeden Osmanlı Nişanı (6 Kasım 1913)
Fransa Legion D'honneur Nişanı (11 Mart 1914)
Üçüncü Rütbeden Osmanlı Nişanı (1 Şubat 1914)
Bulgaristan ST. Alexander Nişanı Komandor Rütbesi (23 Mart 1915)
Gümüş İmtiyaz Madalyası (30 Nisan 1915)
Harp Madalyası (15 Temmuz 1915)
Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası (1 Eylül 1915)
Alman Demir Haç Nişanı (28 Aralık1915)
Muharebe Altın Liyakat Madalyası (17 Ocak 1916)
Avusturya-Macaristan üçüncü Rütbeden Muharebe Liyakat Madalyası (27 Temmuz 1916)
İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı (12 Aralık 1916)
İkinci Rütbeden Osmanı Nişanı (1 Şubat 1917)
Alman Birinci, İkinci Demir Haç Nişanları (9 Eylül 1917)
Avusturya Macaristan İkinci Rütbeden Muharebe Liyakat Madalyası (9 Eylül 1917)
Birinci Rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı  (16 Aralık 1917)
Birinci Rütbeden Alman Kron Dö Prus Nişanı (19 Şubat 1918)
Fahri Yaver Payesi verilmesi (23 Eylül 1918)
TBMM tarafından Gazilik Ünvanı verilmesi  (19 Eylül 1921)
Aliyülala Nişanı Verilmesi (Afganistan tarafından) (27 Mart 1913) 
Yeşil (Cephe Gerisi Hizmet) ve Kırmızı (Cephe Hizmeti) Şeritli İstiklal Madalyası  (21 Kasım 1923)

Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk'ün Askeri Görevleri
Atatürk
11 Ocak 1905/Kurmay Stajı için 5. Ordu 30. Süvari Alayı'na.
13 Ekim 1907/Selanik'teki 3. Ordu Karargahı'na,
22 Haziran 1908/Rumeli Şark Demiryolları Müfettişliği'ne  getirildi
13 Ocak 1909/3. Ordu Redif, 17. Selanik Tümeni Kurmaylığı'na ve bu arada "Hareket Ordusu"nun 1. kademesinde Kurmay Başkanlığına,
5 Kasım 1909/3. Ordu Karargahı'na,
6 Eylül 1910/3. Ordu Subay Talimgahı Komutanlığı'na,
1 Kasım 1910/Tekrar 3. Ordu Karargahı'na,
15 Ocak 1911/5. Kolordu Karargahı'na, sonradan Kıdemli Yüzbaşı rütbesiyle 38. Piyade Alay Komutanlığı'na,
13 Eylül 1911/Genel Kurmay Karargahı'na,
1 Ocak 1912/Bingazi ve Derne Şark Gönüllüleri Komutanlığı'na,
11 Mart 1912/Derne Komutanlığı'na getirildi.
24 Ekim 1912/İstanbul'a döndü,
21 Kasım 1912/Genel Karargah emrine verildi. Akdeniz Boğazı Kuvvei Mürettebe Komutanlığı Harekat Şubesi Müdürü, daha sonra da Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı,
27 Ekim 1913/Sofya Askeri Ateşesi,
11 Ocak 1914/Sofya görevine ek olarak Belgrad Ateşe militeri,
20 Ocak 1915/19. Tümen Komutanı,
28 Temmuz 1915/15. Kolordu Komutanı,
8 Ağustos 1915/Anafartalar Grup Komutanı,
19 Ağustos 1915/Anafartalar Grup Komutanlığı'na ek olarak   16. Kolordu Komutanı,
27 Ocak 1916/Karargahı Edirne'de olan ve 25 Kasım 1916'da Diyarbakır'a nakledilen 16. Kolordu Komutanlığı,
7 Mart 1917/2. Ordu Komutanı,
5 Temmuz 1917/7. Ordu Komutanı,
9 Ekim 1917/Becayişen 2. Ordu Komutanı,
7 Kasım 1917/Genel Karargah emrine,
20 Aralık 1917/Veliahtla birlikte Almanya gezisine gitti.
7 Ağustos 1918/7. Ordu Komutanı,
31 Ekim 1918/7. Ordu Komutanlığı ile birlikte Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na,
7 Kasım 1918/Yıldırım Orduları Grubu'nun lağvedilmesi üzerine Harbiye Nezareti emrine,
30 Nisan 1919/Askeri ve Mülki yetkilerle, 9. Ordu Kıtaatı Müfettişliği'ne (15 Haziran 1919'dan sonraki adı 3.)
Atatürk_madalyalar
8 Temmuz 1919/Erzurum Kongresi öncesi ordu müfettişliğinden ve askerlik mesleğinden istifa etti.
5 Ağustos 1921/TBMM Orduları Başkomutanı (Bu görevi üçer aylık sürelerle uzatılarak  29 EKİM 1923'e kadar sürdürmüştür.)
30 Haziran 1927/Askerlikten emekliye ayrıldı.51

Dipnotlar

42. http://home.vicnet.net.au/~ttav/ataturk/yasami-2.htm
43. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
44. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
45. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
46. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
47. http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu; http://www.kultur.gov.tr/portal/tarih_tr.asp?belgeno=13541
48. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
49. http://www.demokrasivakfi.org.tr/ataturk/life4_asker_tr.html
50. Adnan Nur Baykal, Mustafa Kemal Atatürk'ün Liderlik Sırları, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1999, s. 31